Normal 'uyku' süresi ne kadar?

+ AlapliForum » Her Telden... » Her Telden Var » Sağlık (Moderatörler: Yargıç, kanuni67, Kanca67, Ceylannur)Konu:
|- Normal 'uyku' süresi ne kadar?
Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, şifrenizi ve aktif kalma süresini giriniz

Gönderen Konu: Normal 'uyku' süresi ne kadar?  (Okunma sayısı 416 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

cannur

  • Albay
  • *****
  • 1240
    İleti
  • PRESTİJ +67/-3
  • Cinsiyet: Bayan
Normal 'uyku' süresi ne kadar?
« : Kasım 27, 2008, 10:52:28 ÖS »
Normal 'uyku' süresi ne kadar?
Günlük aktiviteleri devam ettirebilmek ve verimli olabilmek için günde en az 6-8 saat uyumak gerektiğini belirten uzmanlar, "Çok uyumak değil kaliteli uyumak önemlidir. Sık sık uykunun bölünmesi ile uyku süresi artar. Yani verimli bir dinlenme için daha uzun süre uyumak gerekir. Oysa rahat normal sıcaklık ve neme sahip bir ortamda uyanmadan uyunan bir uyku daha kısa da olsa yetebilir. Bu nedenle şartlar da göz önüne alınmalıdır" uyarısında bulundular.
Bütün çocuklar çiçektir.Çiçekleri soldurmayalım!

tayfunkan

  • Ziyaretçi
Normal 'uyku' süresi ne kadar?
« Yanıtla #1 : Kasım 27, 2008, 11:05:44 ÖS »
Ortalama olarak yaşamımızın üçte birini uykuda harcamaktayız - diğer aktivitelerde harcadığımızdan daha fazla bir zaman. Kendimizi iyi hissetmemiz için gerekli ve hayati bir şey olan uykunun bu kadar çok bölümünün halen bir bilinmeyen olması merak uyandırıcıdır. Son 50 yılda pek çok araştırmacı uyuma paternlerini ve uyuduğumuzda ortaya çıkan fizyolojik ve nörolojik değişiklikleri araştırmıştır. Nasıl uyuduğumuzla ilgili çok şey bilinmektedir - fakat niçin uyuduğumuz hakkında çok az şey biliyoruz.
Böyle olduğunda bile, herkes kötü bir gece uykusunun etkilerini bilir ve herkes uykunun ve iyi bir gece uykusundan sonra dinçleşmiş ve dinlenmiş kalkmanın yararlarını bilir. Bu yararları hissetmediğimiz zaman, uyku hakkında düşünmeye başladığımız ve uykumuzu iyileştirmenin yollarını aradığımız zamandır.
Normal uyku
Son 50 yılda nörolojik, endokrinolojik ve fizyolojik açıdan uyku ile ilgili çok şey yapılmıştır. Bunu takiben artık nasıl uyuduğumuz ve uyuduğumuzda ya da uyumadığımızda oluşan değişiklikler hakkında çok şey bilinmektedir.
Uykunun evreleri
Uykuya daldığımızda, bilinç düzeyimiz değişir ve iki uyku tipi arasında gidip geliriz:
    - non-REM uykusu
    - REM (hızlı göz hareketleri) ya da paradoksal uyku
Non-REM uykusu
Non-REM uykusu, uykunun gidişatı sırasında ortaya çıkan elektroensefalografik değişimlere dayanarak sıklıkla dört evreye ayrılmaktadır.
    - Evre 0- Bütünüyle uyanıklık değişmiştir.
    - Evre I- Uyku basması. Bu, uykuya dalmakta olan bir kişinin karşılaştığı durumdur. Eğer kişi uykunun bu evresinde uyandırılırsa etrafında olup bitenden tamamen haberdar olmamasına karşın genellikle uyanık olduğunu söyleyecektir.
    - Evre II - Uykunun bu evresinde bilinç, kişi uyandırıldığında uykuda olduğunu hatırlayabilmesine yeterli olacak şekilde EEG paternleri.
    - Evre III ve IV - Yavaş dalgalı uyku.
REM uykusu
Hızlı göz hareketleri (REM) uykusu, uykunun rüya görülen evresidir. Bu evre uykunun diğer evrelerinin arasına serpiştirilmiştir. Çok sayıda farklı özellik ile bağlantılıdır. Aynı zamanda paradoksal uyku olarak da bilinmektedir; çünkü önceleri, hızlı göz hareketleri ve huzursuzluğun eşlik etmesi araştırmacılara bu uyku evresinin hafif uyku olduğunu düşündürmüşse de, kas paralizisinin de olaya eşlik etmesiyle aynı zamanda paradoksal olarak da ağır bir uyku olduğu saptanmıştır.
Uykunun gece paterni
Uykuya daldığımızda non REM uykusunun dört evresinden hızla geçeriz ve ilk doksan dakikanın çoğu, yaklaşık on dakikalık REM uykusunun takip ettiği evre IV uykusunda harcanmaktadır. Bu patern kendisini, her bir döngüdeki REM uykusunda daha fazla zaman harcanacak şekilde, gece boyunca dört ya da beş kez tekrar eder. Uyanmamızdan önce REM uykusunda bir saat kadar zaman harcarız. REM uykusunda harcanan zaman yüzdesi doğumdan sonra gittikçe azalır ve (doğumda % 50) üç yaşında % 33 e, 11 yaşında % 27 ye ve ergenlikte de yaklaşık %25 e düşer.
Uyku ve uyanıklık ritimleri
Vücudun günlük ritimleri iyi bilinmektedir. Uyku bu doğal ritimlere sıkıca bağlı olan pek çok vücut fonksiyonundan birisidir. Bu ritimlerin uykudaki önemleri, uzun uçak yolculuğundan sonra ortaya çıkmaktadır. Vücut saatimizin, normalde uyku ve uyanıklık ile ilişkili olan dış uyarılarla ayarlanmadığını bu tür yolculuklarda ayrımsarız.
Uyku problemi olan kişiler sıklıkla doğal uyku ve uyanıklık ritimleri normalin dışında olanlardır. Bunlar gece vardiyasında çalışanlar veya küçük bebek sahibi ebeveynler ya da kendilerini geç kalkma ve ardından da yatma saatinde uyuma güçlüğü çekme alışkanlığına kaptırmış kişilerdir. Pek çok Akdeniz ülkesinde görülen uyku paterni -örneğin öğleden sonraları, özellikle sıcak havalarda iş arası verip uyuma - doğal uyku ritmimize Kuzey Avrupa ve Kuzey Amerika da sıklıkla görülen paternden olasılıkla daha yakındır.
Hormonlar ve uyanıklık
Adrenalin ve kortikosteroid düzeyleri uyanık olduğumuzda daha yüksektir - aslında uykuda olduğumuzda adrenalin düzeyleri çok azalır. Buna karşılık, büyüme hormonu ve diğer yenileyici hormonların düzeyleri uykuda daha yüksektir.
Melatonin uykuyu harekete geçirir ve bu gerçek, insanların uçak yolculuğunda ortaya çıkan gece ve gündüz paternlerine uyum sağlamalarıyla sonuçlanacak şekilde, vücudun hormonal döngülerinin bazılarını değiştirerek, uzun süreli hava yolculuklarının etkilerinin üstesinden gelmek için yardımcı olmak üzere, kişilere bir melatonin eşdeğeri ilaç verilerek araştırılmaktadır.
Ne kadar uykuya gereksinmemiz var?
Fizyolojik faktörler
Herkes farklılık gösterir - sıklıkla bir gecede 8 saatlik uykunun azalmış formu herkes için geçerli değildir. Bazı kişilerin bundan daha fazlasına gereksinimi varken diğer taraftan başka insanlar bir gecede sadece 3 ya da 4 saatle yetinmektedir.
Tarih her gece birkaç saatlik uykuya gereksinim duyan başarılı liderlerin hikayeleriyle doludur - Napolyon ve Churchill bunlardan ikisidir. Diğer taraftan Einstein bazen günün 16 saatini uykuda harcayan uzun bir uykucuydu.
Uykunun miktarı yaşla değişkenlik gösterir. Yeni doğmuş bebekler günün 20 saatini uykuda harcamaktadır. Yaklaşık 2 yaşında uykuya gereksinim azalmaktadır, buna karşın küçükler halen erişkinlerden daha çok uykuya gereksinim duyar. Çocukluğun ileri yaşlarında ortalama uyku saatleri erişkin ortalamasının sadece çok az fazlasına kadar düşer. Ergenlikte uyku paternleri değişken hale gelir ve bazı gençler 11 yaşında olduklarından daha fazla uykuya gereksinim duyar görünmektedir. 16-17 yaşlara geldiklerinde, insanların çoğu, yaklaşık kırk beş yaşına kadar sürecek olan uyku paternlerini edinirler.
Yaşlı kişiler daha hafif uyuma eğilimindedir ve genellikle gençliklerinde gereksinim duyduklarından daha az uykuya gerek duyarlar - 70 yaşında olduklarında gecede ortalama sadece 6 saat (Bu ortalama bir değer olduğu için pek çok kişi bundan daha azına gerek duyacaktır). Uykusuzluktan yakınan pek çok yaşlı kişi aslında yaşları için normal uyumaktadırlar, fakat onlar gençlik yıllarında hatırladıkları uykularını stilleriyle karşılaştırmaktadırlar.
Çevre faktörleri
Bu bireysel farklılaşmalardan daha önemli olarak bir toplumdaki ortalama uyuma miktarı dış faktörlerden etkilenmektedir. Örneğin; elektriğin genel kullanımından önce insanlar uyuma paternlerini gün ışığının paternlerine daha fazla bağlamışlardı; bu özellikle de mevsime bağlı olarak oldukça değişkenlik gösteren gün ışığı miktarının olduğu yerler olan yüksek bölgelerde daha belirgindi. Biz doğal olarak çevremizdeki insanlarla aynı zamanda uyuma eğilimindeyiz. Tüm toplumlarda karanlığın uykunun ana harekete geçiricilerinden biri olduğu bizi şaşırtmamalıdır. Bu doğal ritim gece işçilerinde olduğu gibi şaşarsa uyku ile ilgili problem sıklıkla ortaya çıkar.



 

tayfunkan

  • Ziyaretçi
Normal 'uyku' süresi ne kadar?
« Yanıtla #2 : Kasım 27, 2008, 11:13:29 ÖS »
Dr. Derman, yaptığı yazılı açıklamada, uykunun, sağlıktaki yerinin her geçen gün daha iyi anlaşıldığını ifade ederek, "Yeni bir bilim dalı olan ’Somnoloji’ yani Uyku Sağlığı Bilimi, uykuyu sadece dinlenme süreci değil, beynin yenilenme süreci olarak da tanımlıyor" dedi.

    Uykunun aslında tıbbın tam da çözemediği, beynin keşfedilememiş gizemli bir alanı olduğunu da vurgulayan Dr. Derman, şunları kaydetti:
    "Hemen hemen bütün canlılar belirli bir süre çalışıyor, belirli bir süre dinleniyor. Canlılar geliştikçe, beyinde uyku ve uyanıklık döngüleri, gündüz veya gece o canlının aktif olmasına göre değişiyor.
    Kertenkeleler düzeyinin üstündeki bütün hayvanların uykusunda rüya gördüğü bir dönem var, REM uykusu denen bir uyku süreci. Uykuda vücut tamamen felç olmuş duruma geçerken, bütün kaslar gevşek ama sadece beyin oldukça aktif işliyor. Eskiden uyku pasif bir eylem zannediliyordu." Canlıların yaşamında en önemli üç olgunun; su içmek, yemek yemek ve uyumak olduğunu vurgulayan Dr. Derman, uykunun bozulması halinde neler olabileceğini şöyle anlattı:
    "Uykunun kalite, süre, zamanlama olarak bozulmasının ne gibi bir maliyeti olduğunu genel olarak bilmiyoruz. Ancak, uyku sanıldığı gibi sadece dinlenme demek değildir. Uyku beyin için şart olan bir süreçtir.
    Bütün canlıların uyku sürecinde kendini yenilemesi, beynin işlevlerini düzenlemesi, bellekle ilgili çalışmaları yapması, gün içinde gelen bilgileri değerlendirip çeşitli şekilde belleğe atması, o bellekten lüzumsuz ayrıntıların çıkartılması, beynin değişik yerlerindeki bilgilerin birbirleriyle ilintilendirilmesi, alınan bilgilerin günlük hayat için önem sırasının belirlenmesi, kısa süreli bellek uzun süreli bellek arasındaki geçişlerin yapılması açısından uyku olmazsa olmazdır." Uyurken çekilen EEG’ye ya da fonksiyonel MR’a bakıldığında özellikle rüya görürken beynin kan akımının, uyanıkken olduğundan daha fazla ve metabolizmasının daha yüksek olduğunu da belirten Dr. Derman, "Yani biz uyurken beynimiz harıl harıl çalışıyor" dedi.
    Herkesin beyninin 8 saat uykuya ihtiyaç duymayabildiğini de ifade eden Dr. Derman, "4-5 saat de yeterli gelebiliyor ve kişi 3 saat yatakta anlamsız bir şekilde dönüp duruyor. Bir insanın uyuması için gerekli zaman; ’ertesi gün kendisini dinlenmiş, dinç, keyifli ve mutlu hissettiği süre’ olarak tanımlanıyor" dedi.
    Bazen kişilerin saatlerce ya da günlerce uyumak istediğini de anımsatan Dr. Derman, şunları söyledi:
    "Birikmiş yorgunluğunu ödemeye çalıştığında böyle oluyor. Uykuyu kredi kartı hesabına benzetirsek; siz biyolojik ihtiyacınızdan daha az uyursanız uyku kredi kartı hesabınızdan para çekmiş oluyorsunuz. Bu kart sonunda size ekstrenizi gönderiyor. Sizin borcunuz var ve bu dekontu ödemek zorundasınız. Bazen bu ödeme; kalp krizi şeklinde de olabiliyor, gün içinde keyifsizlik, unutkanlık, dikkatsizlik, motivasyon eksikliği şeklinde olabiliyor. Ama o kredi kartı borcunuz size Uyku Bankası’ndan geliyor ve siz bir şekilde ödüyorsunuz."
   Kişilerin optimum uyku süresini nasıl belirleyeceğine de değinen Dr. Derman, "Tatilde 5-6 gün, çok düzenli ve dengeli beslenmeyle, içki, kahve, çaydan uzak duracaksınız. Uykunuz geldiğinde yatacaksınız, uykunuzu tamamen aldığınızda kalkacaksınız. Bunu, rutin olarak ortalama 4-5 gün yapacaksınız. Vücudunuzun uyku borçları ödendiğinde, size vücudunuz kendiliğinden ideal uyku sürenizi söyleyecektir" dedi.

cannur

  • Albay
  • *****
  • 1240
    İleti
  • PRESTİJ +67/-3
  • Cinsiyet: Bayan
Normal 'uyku' süresi ne kadar?
« Yanıtla #3 : Kasım 27, 2008, 11:25:48 ÖS »
Teşekkür ederim ilginize.Herkese iyi ve sağlıklı uykular.
Bütün çocuklar çiçektir.Çiçekleri soldurmayalım!

tayfunkan

  • Ziyaretçi
Normal 'uyku' süresi ne kadar?
« Yanıtla #4 : Kasım 27, 2008, 11:41:30 ÖS »
ben teşekkür ederim paylaşmınız için..

Seo4Smf Tagleri:
 

Related Topics

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
0 Yanıt
368 Gösterim
Son İleti Ağustos 03, 2006, 12:13:46 ÖÖ
Gönderen: Yargıç
Kevser Süresi

Başlatan 1903 Dini Bilgiler

0 Yanıt
350 Gösterim
Son İleti Eylül 02, 2006, 06:57:12 ÖS
Gönderen: 1903
0 Yanıt
267 Gösterim
Son İleti Ekim 01, 2006, 02:18:03 ÖÖ
Gönderen: selman6767
1 Yanıt
386 Gösterim
Son İleti Ekim 22, 2006, 07:04:08 ÖS
Gönderen: Yargıç
4 Yanıt
520 Gösterim
Son İleti Kasım 11, 2009, 12:49:15 ÖS
Gönderen: Kanca67