KAÇ NEFES KALDI, ÖMÜRDEN GERİYE?

+ AlapliForum » Her Telden... » Serbest Kürsü (Moderatörler: Yargıç, SonOsmanlı, kanuni67, Kanca67)Konu:
|- KAÇ NEFES KALDI, ÖMÜRDEN GERİYE?
Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, şifrenizi ve aktif kalma süresini giriniz

Gönderen Konu: KAÇ NEFES KALDI, ÖMÜRDEN GERİYE?  (Okunma sayısı 191 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Efsane

  • Administrator
  • Albay
  • *****
  • 3337
    İleti
  • PRESTİJ +65535/-1
  • Cinsiyet: Bay
  • Kimse görmez sanma, Gece kara karıncayı gören var.
    • E-Posta
KAÇ NEFES KALDI, ÖMÜRDEN GERİYE?
« : Eylül 02, 2011, 05:48:29 ÖS »
KAÇ NEFES KALDI, ÖMÜRDEN GERİYE?


         İŞTE GELDİK GİDİYORUZ,
         şu güzelim dünyadan…
         Kalanlara da, göçenlere de selâm olsun. Gönül niyazımız budur.

         Bir gün bir durakta bitecek yolculuk. O yolculuk ki, bir şey  getirmeden gelip, bir şey götürmeden gitmek gibi yanıbaşımızda.

         Sadece ve sadece yaşadıklarımız güzelse, yaşayacaklarımız  ondan da güzel olacak temenni ve duasıyla gidiyoruz toprağın bağrına  doğru.
         Toprağın gecesine girmeden güne ve güneşe merhaba diyemiyor bir tohum.

         İnsanda toprağın gecesine girmeden ve ölmeden, mahşerin sabahına, cennetin baharına doğamaz asla.
         Batıyor, bitiyor diye bu hayat, boşuna dertlenme.
         Güzel dünyanın her şeyi, tadına doyamadığımız onca nimet  burada kaldı diye yerinme. Asıllarının yanına, menbalarını görmeye  gidiyoruz.

         Bu dünya çöllerinde unutmaz bizi Yaratan, şükür o Yaşatana. Tükenmez nimetlerin ve hazinelerin sahibi olana…

         Her senenin son ayında ve son günlerinde geriye dönüp  baktığımda, savrulur ruhum, dört bir yana zerre zerre, dağılırım  çözülürüm; geçiyor, bitiyor diye günlerim.
         Tükeniyor diye birbiri ardınca sayılı nefeslerim diye üzülürüm. Elimde değil.

         Bir yıl boyunca, yaşanmış nice acılar, işlenmiş nice  günahlar sökün eder gelir de hatırıma, bir an için ümidimi kaybedecek  gibi olurum.

         Her nefes bir imkânken, bir  fırsatken, değil binbir günahın karasını ak etmek, samimi bir tövbenin  koskoca bir ömrü bile akpak etmeye yeteceğini unuturum bazen.

         Şeytan, Rabbimin ümit ve rahmet kapılarını gözlerden gizlemeye çalışır.

         Kendine kapandı  ya o kapılar, kıskançlığından ve düşmanlığından, o sonsuz rahmet ve  gufran kapısından bin bir hile ve her nevi vesvese ile, insanı mahrum  etmeye çalışır.

         Şeytan şeytanlığını yapacak, ama siz de siz olun, müminliğinizi yapın.

         Bir “euzu...” Çekip yolunuza çıkan şeytanı kovun, uzaklaştırın. Yoksa, rahat yok.

         Aziz Mahmut Hüdayi o güzelim şiiri ile halime, dilime ve gönlüme tercüman olur:

         “Günler gelip geçmekteler,

         Kuşlar gibi uçmaktalar.”

         O ne samimiyet ve içten bir söz ki, saniyelerin kanat çırpıp  geçişini, kuşların kanatlarına yüklemiş de altı kelimeyle uçurmuş  göklerimize doğru.

         Şimdi başımızı kaldırıp kendi semamızda günlerin ve saniyelerin geçişini seyrediyoruz kuşlar gibi, bulutlar gibi.

         “Temuru Merres-sehab” diyor bir ayet. İnsanın ömrü,  bulutların geçişi gibi geçer gider diyor. Farkında olanımız kaç kişi?

         Her şey, ötelerden haberci ama şifreleri çözecek olan akıl  ve kalbimizde derman kalmamış. Merakını başka yerlerde yitirmiş gibi.

         Baş taşı taşır, ama göz bir kılı çekmez. Kalbimizde bu küçücük daralmalarda ve sapmalardan üzgün ve yılgın kalır..

         Ömrün her nefesinin ardından bir nefes daha tükeniyor. Geçen  yılın değil sadece, geçen bir nefesin bile farkına varmak gerek.

         “Biribirinden mukaddes

         Alıp verdiğim her nefes

         İki dünyayı ayıran

         Bir ses değil, bir nefes…”

         Ömrün kıymetini bilen böyle diyor. Telaşa de gerek yok aslında.
         Yolcuyuz biz. Yolcuysak, yolumuzu edeb içinde yürümeliyiz. Bütün mesele bu.

         Hayatımızı nasıl yaşamamız gerektiği bekleniyor ve  isteniyorsa bizden, onu beklendiği ve istendiği biçimde yaşamalıyız.
         Zamanın ve ânın Yaratanının huzuruna vardığında,  yaşadıklarının hesabını verebilmenin cehdi ve gayreti içinde olmalıyız.


         Bir gün, sayıla sayıla saniyeler bitecek ve son nefesin  alınıp verilemiyeceği, ya da verilip alınamıyacağı bir noktaya  gelinecek.

         Şimdiden geçen günlerin ve o  günlerde bizden istenenlerin bir bir hesabını yapmak, dökümünü çıkarmak  durumundayız. Hesaplayanlar var:

         “1825” Bu rakam ne mi?
         Bir yıl içindeki namaz vakitlerinin sayısı. Her vaktin  muhasebesi yapıldığında, sorumlusu olduğumuz her ibadetin hesabında ibra  olup, aklanıp temize çıkabilmek gerekiyor.
         Bunun içinde;  zekatı, sadakayı, namazı, orucu fitreyi anne ve baba hakkını, kul ve  komşu hakkını da düşündüğümüzde bir yılın hesabı, kolay geçmeyeceğe  benziyor.
         Böyle bir yılın sonunda gülüp eğlenmenin yeri ne ki? Ateş bacayı sarmışken, hangi düğün dernek yapılır?
         Her yılın sonu, takvimler boşuna bitmiyor. Rabbimiz, bayram  olsun, seyran olsun şenlik olsun diye bizi yeni bir yılın başına  getirmiyor.
         ALLAH, kitabında güne, geceye, şafağa, yıla,  asra yemin ettiğine göre, vaktin kıymetini bilelim, belki bir son  fırsattır bir daha değerlendirebiliriz diye bu nimeti, yeniden aynı  noktaya getiriyor.
         Vaktin kıymetini, ömrün kıymetini, elimizdeki bu tek sermayenin kıymetini bilelim diye...

         Rabbim bana bir gün daha fırsat verdi, bu günde yaşıyorum bunu nasıl değerlendirmeliyim diye düşünmelidir insan.
         Her yıl dönümünde bir muhasebe çilesi yaşanmak, insana yakışan bu.
         Ağzımızdan çıkan sözlerin, ellerimizden çıkan işlerin,  ayaklarımızın yürüdüğü yolların, kulağımızdan beynimize ve kalbimize  ulaşan her şeyin hesabı yapılmalı inceden inceye.

         Kolay değil bu…

         Sadece bir yıl için bile temize çıkmak kolay değil. Ya birde bütün ömrün hesabını vermek.

         İnsanlar olimpiyatlarda saliselik farklarla rekor kırıyorlar.
         Demek ki saliseler bile önemli insan hayatı için. Neler, ne zenginlikler sığıyor bir saniyenin içine.
         Ya bir ömre ne zenginlikler sığar? Sığdırılabilene…

         Acaba bir yılbaşında şenlik yapacak, gülüp oynayacak kadar güzel mi geçirdik geçen yılı?
         Kaç gönül yıktık, ya da kaç virane evi şenlendirdik? Kaç güzellik kattık dünyaya ALLAH için?

         İşte bunların hesabını verebilmeli insan…

        Selim Gündüzalp
« Son Düzenleme: Eylül 02, 2011, 05:51:46 ÖS Gönderen: Efsane »

tufan67

  • Albay
  • *****
  • 2019
    İleti
  • PRESTİJ +36/-4
  • Cinsiyet: Bay
    • RECEP TUFAN67 HABER
KAÇ NEFES KALDI, ÖMÜRDEN GERİYE?
« Yanıtla #1 : Eylül 04, 2011, 12:08:51 ÖÖ »
Yaşadığımız Odamızı çöplerle kirletmeyelim.
Gidecek  yerimiz yok.
Çöpleri gördükçe insanlığımdan Utanıyorum

Seo4Smf Tagleri:
 

Related Topics

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
1 Yanıt
347 Gösterim
Son İleti Nisan 24, 2008, 08:57:50 ÖS
Gönderen: Yargıç
2 Yanıt
443 Gösterim
Son İleti Mayıs 11, 2008, 04:50:06 ÖS
Gönderen: Beyazgölge
0 Yanıt
199 Gösterim
Son İleti Ağustos 27, 2010, 05:28:09 ÖS
Gönderen: Efsane
1 Yanıt
346 Gösterim
Son İleti Mayıs 26, 2011, 01:44:08 ÖS
Gönderen: altaymustafa
0 Yanıt
187 Gösterim
Son İleti Temmuz 11, 2011, 11:37:58 ÖS
Gönderen: Efsane