Bu mübarek gecede, kusur ve günahlarımızdan tevbe ve istiğfarda bulunmalıyız.
En azından "Estağfirullah" demeliyiz.
Çünkü Cenab–ı Hakk'ın bu gecedeki ve gündüzündeki büyük rahmeti,
mağfireti ve bağışlaması hiç şüphe yok ki, ona talih ve lâyık olanlar içindir.
Öyle değil mi ya? Kusurlarını, günahlarını idrak etmeyen veya edip de bunlarda hâlâ ısrar edenler,
afv–ü mağfiret ihtiyacı içinde oldukları hâlde tevbe ve istiğfarda bulunmayanlar,
mağfiret–i ilâhiyyeye nereden ve nasıl nâil olacaklardır?
Yapılacak tevbe samimî ve gerçek olmalı, bir daha o günaha dönülmemelidir.
Tevbe dil işi değil; kalp işidir.
Tevbe; vücudun bütün azalarının Cenab–ı Hakk'ın emrine dönmesi demektir.
Sözü papağan da söyler; ama idrak etmeden söyler.
Hâl değişmeli ki, tevbe makbul olsun. Kul hakkı varsa, mutlaka helâlleşmek gerekir.
ALLAH Teâlâ şöyle buyuruyor:
"Ey iman edenler! Samimî bir tevhe ile ALLAH'a dönün.
Umulur ki Rabbiniz sizin kötülüklerinizi örter.
Peygamberi ve Onunla birlikte iman edenleri ut
and
ırmayacağı günde ALLAH sizi,
içlerinden ırmaklar akan cennetlere sokar.
Onların önlerinden ve sağlarından (amellerinin) nurları aydınlatıp gider de:
"Ey Rabbimiz! Nurumuzu bizim için tamamla, bizi bağışla; çünkü sen her şeye kadirsin" derler."(3)
Kadir Gecesi'ni idrak eden herkes, ALLAH Teâlâ'nın:
"De ki: Ey kendi nefisleri aleyhine haddi aşan kullarım!
ALLAH'ın rahmetinden ümit kesmeyin! Çünkü ALLAH bütün günahları bağışlar.
Şüphesiz ki O, çok mağfiret edici, çok merhamet edicidir."(4) müjdesinin farkına vararak kendi özüne dönmeli, ümitlerini canl
and
ırmalı, bağışlama ve bağışlanma duygularını güçlendirmelidir.
Bu âyet–i kerimede ALLAH Teâlâ'nın rahmet ve muhabbetinin sonsuzluğu ifade edilmektedir.
O'nun rahmeti her şeyi kuşatmıştır. Her insan bu ilâhî rahmetten istifade edebilir.
Ancak şu hususa dikkat etmek gerekir ki,
"ALLAH'ın rahmetinden ümit kesmeyin." demek, "Günah işlemeye devam edin." demek değildir.
Bundan maksat, en günahkâr insanların bile tevbelerinin kabul edileceğini bildirmek,
dolayısıyla bir an evvel kötülükten vazgeçip ALLAH Teâlâ'ya dönmelerini teşvik etmektir.
Çünkü tevbe kapısı daima açıktır. ALLAH Teâlâ kulunun tevbe etmesini, günahını itiraf etmesini sever.
"Eğer kullar günah işlemeseydi, ALLAH'ın gaffarlığı nerede kalacaktı?" diyor, büyükler.
Gaffarlığı, Gafûr ve Rahîm olması, günahları affetme sıfatının olması, o zaman nereden anlaşılacaktı?
Onun için tevbe kapısı daima açık. İnsan tevbe ederse kurtulur.
Hâsılı, tevbe, sadece belli günahları işleyenlerin başvuracağı bir af kapısı değil,
herkesin yapması gereken bir ibadettir. Ruhu arındırmanın en güzel yollarından biridir.
Kur'an–ı Kerim, ameli ne olursa olsun,
istisna koymaksızın herkesi tevbeye davet etmekte ve şöyle buyurmaktadır:
"...Ey mü'minler!
Hep birden, bütün günahlarınızdan ALLAH'a tevbe ediniz ki, felaha, kurtuluşa eresiniz." (5)
Ruhî olgunluğun doruğuna yükselmiş peygamberlerle beşer arasında bu bakımdan fark yoktur.
Sevgili Peygamberimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem;
"Ben günde yüz kez tevbe–istiğfar ederim."(6) buyururken bu gerçeğe işaret etmektedir.
Bu itibarla, idrak edeceğimiz Kadir Gecesi'ni eşsiz, bir fırsat bilelim
ve hayatımızın son k
and
ili gibi kabul edelim.
K
and
il gecelerinin, ömür yapraklarının birer birer koptuğu,
son Kadir Gecesi'nden bu yana bir yıl daha yaşlanıldığını unutmayalım.
Her anın, her zaman diliminin gereğini yapabilenler, hayatlarının sonunda pişman olmayacaklardır...
RABBİM BU GECENİN FEYZİNİ BİLENLERDEN EYLESİN....
AMİN..AMİN...
http://alapli.biz/forum/flash/dewplayer.swf?son=http://www.semazen-doc.com/online/dinleti-ney/1mp3/020.SuleymanErguner2.mp3&autoplay=1