“Kaliteli ve üretken bir yaşam hedeflenmeli”

+ AlapliForum » Her Telden... » Her Telden Var » Sağlık (Moderatör: Kanca67)Konu:
|- “Kaliteli ve üretken bir yaşam hedeflenmeli”
Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, şifrenizi ve aktif kalma süresini giriniz

Gönderen Konu: “Kaliteli ve üretken bir yaşam hedeflenmeli”  (Okunma sayısı 1384 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Zerda67

  • Ziyaretçi
“Kaliteli ve üretken bir yaşam hedeflenmeli”
« : Haz 26, 2008, 06:31:24 ÖS »
İstanbul Tıp Fakültesi Geriatri Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mehmet Akif Karan yaşlanmayla birlikte organizmada meydana gelen değişiklikleri anlattı. Aynı zamanda Geriatri ve Gerontoloji Derneği Başkan Yardımcısı Karan, günümüzde bir moda haline gelen anti-aging çılgınlığı hakkında yorumlarını...

Yaşlılık organizmada ne gibi değişikliklere neden oluyor?

Yaşlanma sürecinde organizmada hücrelerden organlar seviyesine kadar bazı değişiklikler ortaya çıkar. Bunlar organizmanın işlevlerini etkileyerek kişinin hayat kalitesini azaltabilir. Genel olarak bu değişiklikler doğrudan yaşlanmanın bir sonucu değil, zaman içinde organizmanın yıpranması ve maruz kaldığı zararlı çevresel etkilerin ve hastalıkların sonucu olarak kabul edilir. Bu kabul, birçok değişikliğin yaşam boyu sağlık ilkelerine uyulursa ortaya çıkmayacağı veya geç ortaya çıkacağı ya da daha hafif olacağı anlamına gelir. Yaşlanma tüm bireylerde aynı şekilde ilerlemez. Kişinin sadece yaşına bakarak fonksiyonları hakkında öngörüde bulunamayız.

Lensin sertliğinin artması ve uyum özelliğinin azalması ile yaşlının yakını görmesi zorlaşır. Presbiyopi denen bu durum 40 yaşından sonra ortaya çıkar. Yaşlandıkça kaliteli görme için daha fazla ışığa ihtiyaç duyulur, yaşlı loş ışığı ilk anda fark edemez. Renk ayırımı da güçleşir, özellikle mavi renk grileşir. Gözde kuruluk, katarakt, retina hastalıkları, maküler dejenerasyon, glokom gibi hastalıkların sıklığı artar.

Yaşlılar yüksek perdeli sesleri daha zor duyarlar. Bu nedenle kadın ve çocukların konuşmalarını daha zor anlarlar. Kulak kiri toplanması da artacağından, bu da işitme azalmasını artırabilir.

Yaşla koku alma duyusu da azalır, koku almadaki azalmanın bilişsel fonksiyonlardaki kayıpla paralel seyrettiği ileri sürülür. Tad alma duyusundaki kayıp nedeniyle yemeklerin lezzetini fark edemezler. Özellikle tatlı ve tuzluyu daha zor fark ederler. Ağız kuruluğu doğrudan yaşlanmadan ziyade, ilaçlar ve sistemik hastalıklara bağlı olarak ortaya çıkar. Diş sağlığına özen yaşlılarda daha da önemlidir, diş kayıpları ve diş eti hastalıkları sıklaşmıştır. Tüm bunlar yaşlının beslenmesinin bozulması ve zayıflamasına yol açabilir.

Herkesin gözlediği yaşlanma belirtisi deri ile ilgili olanlardır. Deri incelmiş, kuru ve kırışıktır. Deri altı yağ dokusu azaldığından, morluklar daha kolay gelişir. Daha fazla güneşe maruz kalanlarda değişiklikler çok daha belirgindir.

Vücut kütlesi 65 yaşından sonra azalmaya başlar. Bu sırada esas azalan yağsız dokudur, yağ dokusunda ise nispi bir artış olur. Yaşla birlikte kemik yoğunluğu azalır, kırıklar daha kolay oluşur. Kas kütlesinin azalması ile birlikte kas gücü de azalır, bu da fiziksel aktivitede azalmaya yol açar. Yaşlı bir hasta bir gün yatakta kalırsa, bir önceki haline ulaşmak için 2 hafta egzersiz yapması gerekir. Her yaşta yapılacak uygun bir egzersiz mevcuttur, hareketsizlik kas kütlesi kaybını arttırır.

Yaşlılarda belirli miktarda unutkanlık doğaldır, ancak unutkanlık yaşam kalitesini etkiliyorsa asla normal kabul edilmemelidir. Yaşlılar daha yavaş reaksiyon verirler, daha yavaş konuşurlar ve biraz daha zor hatırlarlar. Hatırlama zorluğu daha çok yakın geçmişle ilişkilidir, yoksa uzak geçmişi gayet iyi hatırlarlar.

Yaşla birlikte böbrek işlevleri de azalır. Kırklı yaşlardan itibaren, her on yılda böbrek fonksiyonlarının yüzde 10’u kaybedilir. Mesane işlevlerinin bozulması ile idrar kaçırma sorunları sıklaşır. Erkeklerde prostat büyümesi sorunlara yol açar. Kadınlarda adetten kesilme ve östrojen-progesteron salgısında azalma ile ortaya çıkan menopoz en dramatik değişikliktir. Erkeklerde de ilerleyen yaşla testosteron miktarı azalır, ancak bu durum kişiler arasında değişkenlik gösterir.

Yaşla akciğerin elastikliği azalır, maksimum solunum kapasitesi ve vital kapasitesi de azalır, özellikle hava kirliliği ve sigaranın etkisi ile bronşlardaki koruyucu tüylerin hareketleri azalır, öksürük refleksi azalır ve enfeksiyonlara eğilim artar. Kalbin elastikliği azalır, nabız sayısı azalır, özellikle büyük tansiyon yükselirken küçük tansiyonun normal veya düşük olduğu dikkati çeker.


•    Öncelikli sebebin yaşlılık olduğu hastalıklar nelerdir?
Yaşa bağlı nöropsikiyatrik hastalıkların en sık rastlananı demanstır. Demans yüksek beyin fonksiyonlarının ilerleyici kaybı ile ortaya çıkan bir tablodur. Demans çoğunlukla Alzheimer hastalığına bağlıdır, ancak başka demans yapan hastalıkların da olduğu bilinmelidir. Hastalık unutkanlık, anlama ve karar verme güçlüğü, kelimeleri bulmada zorluk, mekan ve zamanı karıştırma, yemek yemek, banyo yapmak, tuvalete gitmek, alışveriş yapmak, telefonu kullanmak, parasal işlerini takip etmek gibi değişik günlük yaşam aktivitelerinde ilerleyici kısıtlanmaya yol açar. Altmış yaşında sıklığı yüzde 1 iken, 85 yaşında yüzde 30-45’i bulur. Hastalığa bağlı doğrudan ve dolaylı kayıplar nedeniyle kanserler ve kalp hastalıklarından sonra, sağlık maliyeti açısından 3’üncü pahalı hastalıktır.

Osteoporoz hastalığı menopoz sonrası kadınlarda önemli bir sağlık sorunudur. Ancak 70 yaşından sonra görülen senil osteoporoz kadınlar kadar erkekleri de etkiler. Vücutta şekil bozuklukları ve kırığa eğilim oluşturur.

Yaşlılarda sıklığı çok artan hastalıklar arasında yüksek tansiyon, diyabet ve eklem rahatsızlıkları da önemli bir yer tutar. Eskiden gelen yaşa bağlı normal tansiyon tanımlaması artık kabul edilmemektedir, her yaş için normal tansiyon 120/80 mmHg’dır. Yaşlılarda eklem şikayetlerinin en sık nedeni kireçlenme de denilen osteoartrittir. Kalp hastalıkları, böbrek hastalıkları da ileri yaşlarda önemli sorunlar oluşturur. Başta prostat ve meme kanserleri olmak üzere birçok kanser tipi de sıklaşır.

Yürüme ve denge bozuklukları, düşmeler, idrar ve dışkı kaçırma, beslenme bozuklukları, depresyon, iştahsızlık ve zayıflama yaşlılarda sık rastlanan ve önem verilmesi gereken tablolar olarak ele alınırlar.


•    Sağlıklı bir yaşlılık için neler yapmak gerekir?
Sağlıklı bir yaşlılık için, yaşlanmayı beklemeden sağlığımıza önem vermemiz gerekir. Sağlıklı olmak için kalıtsal faktörlerin etkisi daha azdır, ancak bugün için bunları değiştirme şansımız yok. Buna karşın yaşam biçimimiz ve çevresel faktörlerin sağlığımız üzerindeki etkisi daha fazladır. Sigara ve benzeri zararlı maddelerden uzak kalmak çok önemlidir. Stresin azı gerekli ise de fazlasının zararlarını biliyoruz. Mutlaka stresimizi azaltma yollarını araştırmalıyız. İyi ve dengeli beslenme ile şişmanlık gibi çağın önemli bir sorununu önleyebiliriz, aynı zamanda eser element ve mineral eksiklikleri ile karşılaşmayız. Egzersiz her yaşta ve her durumda ihmal edilmemelidir. Fonksiyonel kapasitemize göre uygun egzersiz programlarını uygulamalıyız. Hastalıkların erken tanı ve tedavisi de sağlık durumunun korunmasında önemlidir.


•    Genel durumunda bir bozukluk olmayan bir yaşlı hangi aralıklarla doktor kontrolüne gitmeli?
Sorunu olmayan yaşlıların yıllık doktor kontrolleri ile hipertansiyon, diyabet, tiroid hastalıkları, kansızlık, görme ve işitme fonksiyonları, beslenme durumu, hafıza durumu ve depresyon, hiperlipidemi (kanda dolaşan yağ (lipit) miktarı artışı), meme, serviks (rahim ağzı), prostat ve bağırsak kanserleri açısından değerlendirilmesi uygundur. Bu sırada gerekli aşılamalar yapılmalı, yaşam biçimi, egzersiz, beslenme vb konularında danışmanlık yapılmalıdır. Özel durumlarda kontroller sıklaştırılabilir.


•    “Sarımsak tansiyonu düşürür” veya “fındık kolesterolü düşürür” gibi beslenmeyle ilgili türlü haberler var. Bunların etkisi ne kadar doğru? Yaşlılara fayda sağlayacak besinler nelerdir?
Bu gibi haberlerin kısmi doğruluk payı olmakla birlikte, dikkatli yorumlamak gerekir. En sık yapılan yanlış böyle yiyeceklerin ilaç yerine kullanılmasıdır. Sarımsağın tansiyon düşürücü etkisi olsa bile, yüksek tansiyon hastasının tedavisi sarımsak yiyerek yapılamaz. Sarımsağa güvenerek tansiyon düşürücü ilaçları kullanmamak hastayı yüksek tansiyonun hayati tehdit oluşturabilen riskleri ile karşı karşıya getirir. Örnekleri başka besin ve hastalıklar için de genelleştirebiliriz. Bu tip haberlerin sansasyonel başlıklarla verilmesi insanları yanlış yönlendirebiliyor.

Yaşlıların öncelikle yeterli kaloriyi almaları sağlanmalı. Günlük kalori miktarı yaşlının mevcut kilosuna ve fiziksel aktivitelerine göre hesaplanmalı. Günlük alınan enerji miktarının yüzde 55-60’ı karbonhidratlardan, yüzde 30’dan azı yağlardan sağlanmalı. Basit şekerler yerine kompleks karbonhidratlar tercih edilmeli. Lifli gıdalar barsak fonksiyonları için de yararlı. Beyaz ekmek yerine, esmer ekmek daha uygun. Mutlaka sebze ve meyve tüketilmeli, kırmızı et yerine haftada 1-2 kez balık yenmeli. Ceviz, fındık, badem, siyah çikolata yararlı yiyeceklerden. Kolesterolden, poğaça, açma gibi yağlı yiyecekler, kuruyemiş, çerez ve mezelerden kaçınmalı. Sağlıklı bir kişinin fazladan tuz almasına gerek yoktur, özellikle yüksek tansiyon hastalarının tuzdan ve mineral içeriği fazla içeceklerden kaçınması gerekir.


•    Günümüzdeki “anti-aging modası” hakkında ne düşünüyorsunuz? İnsanlara yaşlılığın kötü bir şey gibi lanse edilmesi ve bunun önüne geçilmesi için öne sürülen bir dizi reçeteyi geriatrist gözüyle nasıl değerlendiriyorsunuz?
Günümüzde ortalama yaşam süresinin uzadığı bir gerçek. Bunu sağlayan da başta bulaşıcı hastalıklar, açlık ve savaşlarda olan ölümlerin azalmasıdır. Ancak insanlar kişi olarak daha uzun yaşamalarının yollarını arıyorlar; bu konuda her türlü fedakarlığa hazırlar. Ömrü uzatan tedaviler hakkında kanıtlanmış veriler bulunmaması, öne sürülen iddiaları kanıtlamanın aynı zamanda yalanlamanın da zorluğundan ötürü, kötü kullanıma hazır bir alan ortaya çıkıyor. Bugün yaşam süresini uzattığı kesin tek yöntem kalori kısıtlaması. Bu konudaki çalışmalar da hayvan deneyleri ile sınırlı olup maymun ve insan çalışması verileri henüz mevcut değil.

“Anti-aging” yaşlanmanın önlenmesi anlamında kullanılıyorsa kendini yalanlayan bir kavram olur. Zamanı durdurmak mümkün olmadığına göre yaşlanma da durdurulamaz. Doğru yaklaşım organizmanın fonksiyonlarını kaybetmeden, çevre ile ilişkisini bozmadan başarılı bir şekilde yaşlanmasını hedeflemektir. Mümkün olduğu kadar kaliteli, üretken bir yaşam hedeflenmesi daha doğrudur diye düşünüyorum. A. Carrell’in sözüyle, “Yaşama yıllar değil, yıllara yaşam katmak”.


Seo4Smf Tagleri:
 

Related Topics

  Konu / Başlatan Yanıt Son İleti
0 Yanıt
1551 Gösterim
Son İleti Tem 22, 2007, 02:35:47 ÖÖ
Gönderen: Yargıç
3 Yanıt
2365 Gösterim
Son İleti Nis 24, 2008, 07:20:42 ÖS
Gönderen: Yargıç
3 Yanıt
2282 Gösterim
Son İleti Tem 31, 2008, 01:34:15 ÖÖ
Gönderen: aydinx67
0 Yanıt
1411 Gösterim
Son İleti Tem 19, 2009, 01:50:31 ÖÖ
Gönderen: tayfunkan
0 Yanıt
1351 Gösterim
Son İleti Tem 20, 2009, 08:00:41 ÖS
Gönderen: tayfunkan
7 Yanıt
3266 Gösterim
Son İleti Eyl 18, 2009, 05:37:55 ÖÖ
Gönderen: tufan67
1 Yanıt
1800 Gösterim
Son İleti Eki 27, 2009, 04:19:03 ÖS
Gönderen: Kanca67
3 Yanıt
2138 Gösterim
Son İleti Kas 08, 2009, 11:09:28 ÖS
Gönderen: efsane
0 Yanıt
1370 Gösterim
Son İleti Ara 19, 2009, 04:24:55 ÖS
Gönderen: Kanca67
4 Yanıt
2254 Gösterim
Son İleti Oca 05, 2010, 10:59:12 ÖS
Gönderen: Kanca67